MÜSİAD Çin’de İş Fırsatları Paneli Düzenledi

MÜSİAD Genel Başkanı Nail Olpak,”22 aylık uzun bir süreçten sonra Temmuz ayında Cumhurbaşkanımızın Çin ve Endonezya ziyaretleri esnasında Pekin’deki resmi temsilciliğimi açtık. Bu da MÜSİAD’ın Çin’e bakışının somut bir göstergesidir” dedi.

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği, "Çin’de İş Fırsatları" konulu paneli MÜSİAD Genel Merkezinde gerçekleştirdi.

Programa, MÜSİAD Genel Başkanı Nail Olpak, MÜSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri, MÜSİAD Uluslararası İlişkiler Komisyonu Başkanı Ahmet Selvi, Arzum Elektrikli Ev Aletleri Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kolbaşı, Simyacı Dış Ticaret Limited Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Davut Şanver, Seul Holding Yönetim Kurulu Üyesi Egemen Seymen, Boğaziçi Üniversitesi Asya Çalışmaları Merkezi Araştırma Görevlisi Dr. Altay Atlı katıldı.

Programda moderatörlük yapan MÜSİAD Uluslararası İlişkiler Komisyonu Başkanı Ahmet Selvi, Çin hakkında önemli bilgiler verdi. Ahmet Selvi konuşmasında, Çin’in, 1.4 milyara yaklaşan nüfusu, 3.5 trilyon dolar döviz rezervi ve 2.3 trilyon dolar ihracatı ile yavaşlamaya başladı iddialarına rağmen yüzde 7 oranında büyüdüğünü söyledi. 

Selvi, MÜSİAD’ın ticari açıdan önemli olan ülkeler hakkında paneller düzenleyerek, iş dünyasını aydınlattıklarını belirtti.
MÜSİAD Genel Başkanı Nail Olpak, ülke olarak zor bir süreçten geçtiğimizi söyledi. Türkiye’nin hiçbir şekilde paha biçilemeyecek hayatları kaybettiği bir dönemden geçtiğini belirten Olpak, “Terörle gene karşı karşıya kaldık. Kirli senaryoları da gene etrafımızda görüyoruz. Hem sosyal, hem siyasal, hemde ekonomik alanda bir istikrarsızlaştırma dalgasıyla karşı karşıyayız.  Böyle bir ortamda hayatını kaybeden herkese, asker sivil ayrımı özetmeksizin rahmet diliyor yaralılara şifalar, yakınlarına sabırlar diliyorum” dedi.

MÜSİAD olarak mesajlarının net olduğunu vurgulayan Olpak, “Terörün iyisi kötüsü, haklısı haksızı, dini, milleti ideolojisi olmaz. Kimden geldiği kime karşı yapıldığı önemli değildir. Hayatını kaybedenlerin kimliği önemli değildir, insan olmaları önemlidir. Terör terördür, karşıyız dedik net bir şekilde” diye konuştu.

‘Çok Daha Ağır Bilançolara Maruz Kaldık, Baş Etmesini Bildik’

Bu Ülke halkının 12 Eylül dönemi öncesi daha ağır bilançolara maruz kalıp ve baş ettiğini hatırlatan Olpak, “Bugünkünden daha ağır siyasal krizlerle de baş başa kaldık, onunda altından kalktık. 28 Şubat döneminde bundan daha ağır sosyal travmalarla da baş başa kaldık hamdolsun baş edebildik. 5 Nisan kararlarını, 21 Şubat Anayasa krizinin getirmiş olduğu o döviz dalgalanmalarının ve bunun ekonomik sonuçlarıyla da baş etmesini becerebildik.

Rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal döneminde Jivkov baskısından kaçan soydaşlarımızı, Irak’ta Saddam’ın o gaz bombalarından kaçan komşularımız da içeride nasıl misafir ettiğimizi unutmadık. Elbette bugünkü ağır bilanço da bizi üzüyor, geçmişte tüm bunların altından nasıl kalktıysak bugünde aynı şekilde bunların altından kalkacağız” şeklinde konuştu.

‘Küçük Hasarlara Rağmen Ekonomimiz Büyümeye Devam Ediyor’ 

Son 2 yıldır dördüncü defa seçimine gidildiğine dikkat çeken Olpak, Türkiye’nin yaklaşık 1 aydır geçişi seçim hükümetiyle yönetildiğini ifade ederek, “Tüm bunlara rağmen ekonomimiz küçük hasarlara rağmen büyümeye devam ediyor” dedi.

MÜSİAD Genel Merkezi’nde yapılan panel oturumunda, iki ülkenin fırsatlarının, ticaretlerinin yada tehlikelerini değerlendirileceğini söyleyen Olpak, “MÜSİAD olarak bizde bu süreçte aktif olarak yer alamaya devam ediyoruz. 22 aylık uzun bir süreçten sonra Temmuz ayında Cumhurbaşkanımızın Çin ve Endonezya ziyaretleri esnasında Pekin’deki resmi temsilciliğimi açtık. Bu da MÜSİAD’ın Çin’e bakışının somut bir göstergesidir” diye konuştu.

MÜSİAD Genel Başkanı Nail Olpak, konuşmasına şu şekilde devam etti:

“İki ülke arasındaki ticari rakamlara girmeyeceğim ama net bir şekilde bildiğimiz bir konu var ki, 550 milyon dolar ihracattan biz 2.9 milyar dolarlara geldiğimizden bahsederken, ithalatımız da 25 milyar dolarlara geldi, ciddi bir cari açığımız var. Ama Çin’i değerlendirirken belki Asya milletleri içerisinde bir değerlendirmenin doğru olacağını söylemek isterim. Çin, Hindistan ve Rusya’nın bundan sonraki sürecin önemli ülkeleri olarak görelim. 1980’li yıllara bakıldığında dünya ekonomisindeki ilk 10 ülkenin 7’sinin gelişmiş 3’ününde gelişmekte olan ülke şeklinde değerlendiriliyordu. Bugün ilk 10’a bakıldığında orada 7’si o zamanın gelişmekte olan 3’ü de gelişmiş ülkeler bazına gelmiştir. Ben şahsi olarak 1990’dan beri Çin’le iş yapan biriyim. O günlerden bugüne Çin aynı Çin değil. Sürekli bir gelişme içerisinde. İki ülke ilişkilerinde siyasetçilerimiz belirleyici oluyorlar.  Elbette ticareti yatırımı biz götürüyoruz ama iki ülke arasındaki ilişkide siyaseten bir soğukluk varsa bunun ticarete yansımaması mümkün değil.”

Programa konuşmacı olarak katılan Boğaziçi Üniversitesi Asya Çalışmaları Merkezi Araştırma Görevlisi Altay Atlı, yüzde 10’luk büyümenin altına düşmesine rağmen Çin’in hala yüzde 6,5 - 7 oranında büyümeye devam ettiğini vurguladı. 17 trilyonluk bir satın alma gücü olan bir ekonomiden bahsedildiğine işaret eden Atlı, “Dünyanın en fazla yabancı yatırım alan ülkesi ve aynı zamanda giderek daha fazla yurtdışında yatırımcısı olan ülke yolunda devam ediyor. 730 milyar dolarlık yatırımı Çin’in dışındadır” dedi.  

‘Zihinlerdeki Çin Algısını Değiştirmeliyiz’

Panel oturumunda Çin’le ilgili gözlemlerini paylaşan Simyacı Dış Ticaret Limited Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Davut Şanver, Çin’le iş yapmak isteyenlerin ne yapmalı diye kendine soracak olursa ilk olarak kafalarındaki Çin algısının değişmesi gerektiğini söyledi. Filmlerdeki gibi Çin’in köylü insanların olduğu bir yer olmadığını, son derece büyük ve modern bir ülke olduğunu belirten Şanver, “Çin Asya’daki en ciddi ticari ve iş bakımında en güçlü ülkedir.

Asya’da birçok ülkeye gidip de Çin’deki kadar rahat yatırım yapılamıyor. Komünist bir ülke olmasına rağmen kapitalist sistemi en iyi uygulayan bir ülkedir. Yabancı yatırımcı için şirket kurup iş yapmak için çok kolay bir ülke” dedi.

‘Dil Sorunu Yaşıyoruz’

Yatırımı yapmak için Çin’e giden Türklerin karşılaştıkları en büyük sorunun muhataba ulaşamamak olduğunu ifade eden Şanver, firmalardaki üst düzey çalışanların pek çoğunun dil bilmediğinden dolayı oradakilerle anlaşılamadığını, iletişim kurulamadığını belirtti.

Çin ‘de yüksek oranda rüşvet ve aracılık komisyonunun alındığını vurgulayan Şanver,” İş yapmak için ya rüşvet veriyorsunuz ya da iş yaptığınız fabrikanın yöneticileri sizin elemanınıza komisyon veriyor. Bu ahlaki açıdan doğru değil. Ben işletmemde 2 defa komple personelimi değiştirdim. Baktım ki bu artık kültürel hale gelmiş. Onlar için komisyon ve rüşvetin normal olduğunu anladım. Çin her hâlükârda da kendi piyasasını yabancılara kaptırmamaya çalışıyor. Belli bir ölçekte yatırımı geçtikten sonra sizi hükümet Çinli bir ortakla iş yapmaya zorluyor” diye konuştu.

Arzum Elektrikli Ev Aletleri Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kolbaşı da Çin’in, Arzum markasında üretim tarafında yüzde 60’lık bir katma değerinin olduğundan bahsetti. Dünyanın Amerika’dan sonra en önemli ekonomisine sahip olan ülkesinin Çin’i olduğunu iddia eden Kolbaşı,” Çin ile Urumçi Bölgesinden dolayı siyasi problemler yaşıyoruz ancak bunu halledersek çok daha iyi ilişkiler kurabilir ve rakip gibi görmek yerine yanımıza alıp geliştiren hatta Çin’e en çok satan ülke biz olmalıyız” diye konuştu.

Seul Holding Yönetim Kurulu Üyesi Egemen Seymen, Çin’in nüfusunun yüzde 10’unu Müslümanların oluşturduğunu, bu nedenle de helal gıda pazarı payının çok büyük olduğunu beyan ederek, İş fırsatlarından birinin de gıda pazarı olduğunu söyledi. İhracatının önemli kısmını elektrik ve elektronik ürünler oluşturmaktadır. Seymen, ”Türkiye ve Çin ekonomik ilişkileri ise 2000 yılında 1 milyar doların altındayken şuanda 21 milyar dolar seviyelerinde” şeklinde konuştu.
Panelistlerin konuşmalarının ardından, konuklara hediye takdim edilerek, hatıra fotoğrafı çekildi.


2015-10-15